1 Haziran 2013 Cumartesi

Diren Gezi Parkı mı? 5.Darbe Provası mı?

    Taksim Gezi Parkındaki ağaçların kesilip, AVM yapılmasına ilişkin proje ve çıkan karara karşın çevrecilerin başlatmış olduğu eylemin beşinci günündeyiz. İlk üç gün boyunca gezi parkında kitap okuyarak alandan  ayrılmayan ve fikirlerini ifade eden çevreci ve üniversite öğrencilerinin dün sabah saatlerinde polis tarafından uğramış olduğu orantısız güç artarak devam etti. Akşam saatlerine kadar polisin kesintisiz gaz bombası ve tazyikli suyla eylemcilere müdahale etmesi, eylemde yaralanan insanların bulunması, ölüm iddiaları olayda işin içinden çıkılamayacak bir hale bürünmesine neden oldu. Tüm bunlar üzerine Taksimde mobese kameralarının kapatılması, medyanın yayın yapmaması ve 3G bağlantılarında kesintiler oluşması eylemcilerin yanında olaydan haberdar olan onbinlerce sosyal medya kullanıcısını da harekete geçirip Taksim'de tarifsiz bir kalabalığın oluşmasına yol açtı. Dün akşam üzerinden beri Taksim'e gidenler artık gezi parkı için değil öfkesinden gidiyor. Tüm bunların yanında olay çoktan provokatif hale geldi bile.

   Ne yazık ki işin bu boyuta ulaşmasındaki en büyük etken polisin yanlış tutumuydu. Saatlerce süren müdahale yerine eylemcilere yapacağı dağılın uyarısının ardından geri çekilseydi, belki dağılmayacaklardı ama süreç de bu şekilde işlemeyecekti, buna eminim. Polis başta olayın bu hale geleceğini ummamış da olabilir. İlk müdahalenin ardından dağılacaklarını ummuş da olabilir fakat işin büydüğünün farkına vardığı an geri adım atmasını bilmeli ve eylemcilerin kendilerince dağılmasını beklemeliydi. Böyle bir durumun ardından provokatif eylemlerin oluşmasına karşın da haklı müdahale de bulunabilirdi. 
Polisin bu yanlış tutumu fırsatçılara da imkan verdi ne yazık ki. Belirttiğim gibi olay artık gezi parkı meselesi olmaktan çıktı, bunu sosyal medya da atılan tweetlerde de çok açık ve net görmek mümkün zaten. Kimi siyasetçiler bunun bir "5.Darbe" provası olduğunu söylüyor. Doğruyu söylemek gerekirse bu fikri içim almak istemiyor. Olayın başlangıç noktasında başta hükümet ve polis olmak üzere kimsenin bu hale geleceğini tahmin ettiğini sanmıyorum. Fakat gelişmeler karşısında halkın kışkırtılmaya çalışıldığı da bariz, bunu görebiliyorum. Sosyal medya da pek çok yanlış haber ve fotoğraflar paylaşılarak, insanlar kışkırtılıyor. İki taraftan da yanlış haberlerin yayılması mümkün. Yaralı sayısı fazla, gözaltına alınanlar var. Gerçekten çevreye zarar vererek işi başka boyutlara taşıyanlar da var, masumca başlatılan eyleme karşı yapılan tutuma tavır koymak için oraya gidenlerde. Çevre illerden binlerce insan Taksim'e gidiyor. Şu an orada ne olup bittiğini sadece sosyal medya aracılığıyla takip edebiliyoruz. Bu sebeple her habere ve fotoğrafa da itibar etmemeliyiz.  Eylem "diren gezi parkı" diyerek başladı. Direniş artık hükümete karşı.

    Sinirli kalabalığı anlamamak mümkün değil. Bunu yapmak için gözümü ve kulağımı kapatmam gerek, tıpkı medya gibi. Yine de darbe çağrılarını, olayın siyasi boyutlara taşınmasını doğru bulmuyorum. Kararın yürütmesinin durdurulmasıyla polis geri çekilmeli, eylemcilerin dağılması beklenmeli ve dün bu olay durulmalıydı. Ancak ne polisin tutumu ne de hükümetin sessiz kalışı buna zemin hazırlayamadı. Şimdi gözler hükümette. Hala neden bu kadar suskun en çok da bu merak konusu. Yinede biliyorum dehşetle takip ettiğimiz bu korkunç hadise her ne açıklama gelirse gelsin sonuç ne olursa olsun 31 Mayıs olarak tarih kitaplarında yerini bulacaktır.

3 yorum:

  1. Size bir koyun sürüsünün uçurumdan toplu halde düşebileceğini söylesem inanırmısınız? Bildiğimiz koyun sürüsü işte. Kafalarını hep bir birlerinin altına sokmuş, çobanın yüzünü görmeden onun sürdüğü yere giden zavallı koyun sürüsü. Uçurumu ilk fark eden koyun geri dönmek ister. Lakin, durumun vahametini anlamasına rağmen beraber yürüdüğü koyunların itmesi ile aşağı düşer. Biri daha sonra biri bir diğeri.......... Ülkemiz üzerinde oynanan bu oyunu bu koyun mu bozacak. Yazık bu ülkenin tarihine, ekonomisine, gençliğine, yeraltı ve yerüstü zenginliklerine, insan mozoyiğine... Yuh olsun koyun sürüsüne koyun olanlara. Uyan ey Türkiye Halkları UYAN!... Bu durumdan birgün yine siz sokağa dökülenler (koyunlar)ilk şikayet eden olacaksınız. Zavallılar.
    İçi Yanan, senaryoyu okuyan (geçmiş gibi),
    basındaki kışkırtmacı yaklaşıma çıldıran
    bir akademisyen olarak yazıyorum. Ben AKP'li değilim. Ülkücü misyona sahibim. Figüranı değişmiş yönetmeni aynı olan bu yöntem sona ermez ise bu gemide hepimiz boğulacağız. Hazmetmek demokrasinin en güzel yanıdır. Lütfen Mevlana okuyun. Sizde dâhiler var iken yabancı söylemleri unutun. Boş verin kendini sözde sanatçı sayan, gençliğe örnek olduğunu iddia eden ve gömlek değiştirirmiş gibi sevgili değiştiren bir kısım kendini bilmezleri. Onların kaçacak parası ve evi var ecnebi yurtlarında. Bundan dolayı bol keseden atıyorlar.
    Selam olsun kardeşliğe
    Selam olsun sürüden ayrılanlara
    Selam olsun benim gibi düşünenlere

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sayın hocam, söylemlerinizde hak verdiğim noktalar fazlasıyla var. Öncelikle bu ülke üzerinde geçmişte yaşanmış senaryoların ısıtılıp ısıtılıp tekrar aynı güçler üzerinden halkın önüne serilmesi, gençliğimizin bu oyuna kapılması ve vatan kurtarıyor sanarak ortalığı ayağa kaldırması bu sayede Türkiye Cumhuriyeti üzerinde hain planlar kuran fırsatçılara da imkan verilmesi demek oluyor. Ne yazık ki yaklaşan seçimler dolayısıyla koltuk kaygısı güden çeşitli partiler de bu duruma destek olarak rant sağlamak istedi. Avrupa'dan gelen destekler, gençlerimizi bilinçsizce gururlandırdı. "barbar türkler" bir anda kahraman ilan edildi. Ne yazık ki hafıza-i beşer nisyan ile maluldur. Türk toplumu da yaşadığı darbelerle neler kaybettiğini bir kez daha unuttu. Bu direniş Türkiye Cumhuriyeti'nin ekonomisini de ciddi boyutta yaralar hale geldi. Yine de olayların patlak verdiği günden beri söylediğim gibi polis ve hükümetin tutumu bu noktada çok önemliydi. Halkı sakinleştirecek en önemli tutum, Başbakandan beklenirken, kışkırtıcı algılanan söylemler provokatörlere meydan açarak gençler üzerinden oynanan oyunun büyüyerek devam etmesine neden oluyor. Ben bu ülkenin bir vatandaşı ve üniversite öğrencisi olarak tarafların karşılıklı olarak konuşarak, birbirlerini dinleyerek bu sorunun aşılabileceğini düşünüyorum. Hükümeti eylemcileri oturup dinlemeli, eylemciler evlerine dönmeli, daha fazla eylem hepimize, ülkemize zarar demek. İki tarafında sağduyulu olması gerek. Sağduyu..
      Saygılar.

      Sil
  2. sayfamı takip eder misiniz ?

    http://uydurukgunluk.blogspot.com

    YanıtlaSil